|
Genel kolluğa ikame edilen bir anlayışla sürdürülen kimlik sorma yetkisi özel güvenlik mevzuatı ve öğretisi bakımından incelenecektir.
Kimlik, bir başka ifade ile hüviyet, hukukumuzda toplumsal bir varlık olarak insana özgü olan adı, soyadı, ana ve baba adı, doğum yeri ve tarihi ile nüfusa kayıtlı olduğu yer bilgilerini içerir.
Suç önleyici kolluk hizmetlerinde güvenliğin tesisi bakımından sorulan kimlik ise yetkili kamu kuruluşu tarafından bir kanun çerçevesinde vatandaşlarımıza kim olduğunu tanımlayabilmesi için verilen belge (Nüfus Hüviyet Cüzdanı, Pasaport, Ehliyet, Evlenme Cüzdanı ) olarak kabul edilir.
Özel güvenlik görevlilerine kimlik sorma yetkisi ilk kez 1981-2004 yılları arasında yirmiüç yıl yürürlükte kalan 2495 sayılı kanunla ilgili yönetmeliğinin 30/d maddesinde "Kuruluş sahasına giriş-çıkışta kimlik kontrolü yapmak…” şeklinde açıklanan düzenleme ile tanınmıştı.
2004 yılında yürürlüğü kabul edilen 5188 sayılı kanun ise, 2495 sayılı kanunu mülga ederek özel güvenlik görevlilerinin kimlik sorma yetkisini görev yapılan yerin niteliğini belirterek sınırlandırmıştır.
Gerek 2495 ve gerekse 5188 sayılı kanunlar birbirinden çok değişik amaç ve sonuçlarla hazırlandığından suç önleyici yetkilerin içeriği de farklı yön ve kuvvetlerde gerçekleşmiştir.
2495 sayılı kanun, milli ekonomiye katkı sağlayan kuruluşların zorunlu olarak özel kamu kolluğu birimleri tarafından terör olayları ve sabotajara karşı korunmasını hedeflemişken 2004 tarih ve 5188 sayılı Kanun ile isteyen herkesin faydalanacağı ve kamu güvenliğini tamamlayıcı mahiyette yeni bir hizmet modeli geliştirilmiştir.
2495'e göre özel güvenliğin görev alanına girişte genel bir kimlik kontrolü yapma yetkisi söz konusu iken 5188’de isimlendirilerek tespit edilmiş yerlere kaim kimlik sorma yetkisinden bahsedilir.
Bu durum kanunun 7/(b) maddesinde “toplantı, konser, spor müsabakası, sahne gösterileri ve benzeri etkinlikler ile cenaze ve düğün törenlerinde kimlik sorma…”, 7/(f) maddesinde ise “hava meydanı, liman, gar, istasyon ve terminal gibi toplu ulaşım tesislerinde kimlik sorma” şeklinde açıklanmıştır.
Eğer 5188 sayılı kanun ile özel güvenliğe hizmet verdiği yerlerin tamamında genel bir kimlik sorma yetkisi tanınmış olsaydı anayasa ve hukuk devleti yapısından uzak, vatandaşların kimlik taşıyıp taşımadığını sürekli kontrol eden bir mekanizma yaratılırdı.
Kanun koyucu 5188 sayılı kanunun yasalaşma aşamasında temel görevini yerine getirirken insan haklarını ve kamu hürriyetlerini korumayı murat etmiş ve 5188 sayılı Kanunun 7/(b) ve (f) fıkralarına münhasır kısıtlı bir kimlik sorma yetkisi geliştirmiştir.
Bu itibarla özel güvenlik kanun kapsamına alınmış yerlerde başvurulacak kimlik sorma yetkisi; ceza uygulamasını gerektiren bir suçun varlığı, bir suç şüphesinin görülmesi, bir ihbarın ortaya çıkması ya da yetkili kamu görevlisinin emri gibi dört temel şart ile meşruiyet kazanmak zorundadır.
Aksi takdirde kişilerin durdurularak kimlik kontrolü yapılması; kişi dokunulmazlığının sebepsiz yere sınırlandırılması ve haksız arama yapma anlamına gelir ki bu durumda da hem adli yönden bir yargılama hem de Mülki İdare Amirinin idari yönden müdahalesiyle karşılaşılır.
5188/7 (f) maddesi gereği hava meydanları, liman, istasyon, gar ve terminal gibi yerlerin kontrol noktalarında seyahat, uğurlama ve karşılama gibi bulunduğu yer ile mütenasip bir faaliyetin içerisinde olanlara yetkili kamu görevlisinin emri ile sürekli kullanılabilecek önleme amaçlı kimlik sorulabilir.
5188/7 (b) maddesi ise; geçici özel güvenlik izni alınmış ve yönetmeliğin 14 ncü maddesine istinaden genel kolluğun gözetim ve denetimde önleme amaçlı arama yapılacak konser, spor müsabakası veya toplantı gibi benzeri etkinliklerde bir suç şüphesi, bir ihbar veya yetkili kamu görevlisinin emri ile kimlik sorulabileceğine işaret etmektedir.
Ayrıca 6136 Sayılı Kanun, spor müsabakalarına, toplantı ve gösteri yürüyüşlerine, siyasi partilerin açık ve kapalı yer toplantılarına ateşli silahla girilmesini yasaklamasına rağmen, kanunun istisna getirdiği görevliler dışında üzerinde ateşli silah taşıdığından kuvvetle şüphe edilen (elektronik güvenlik sistemleri vb.) kişilere kimlik sorulup, silah ruhsatını göstermesi istenebilir.
Genel olarak ise özel güvenliğin görev alanında meydana gelen suçüstü halin varlığında ya da zor kullanma, yakalama ve suç eşyasını emanete alma gibi meşru müdahale yöntemlerinden sonra eğer şüpheli kimliğini gösteriyorsa el konulmalı ve derhal genel kolluğa bilgi verilmelidir.
Bu gibi durumlarda kimlik bilgilerini gizleyen şüphelinin üzerinde veya eşyalarında kimliğine ulaşmaya çalışmanın anlamı ve gereği yoktur. Çünkü bu hallerin varlığında dahi özel güvenliğe tanınmış bir arama yetkisi yoktur.
Günümüzde bazı kamu ve özel sektör kuruluşlarına ait hizmet binalarına girmek isteyenlere giriş kartı uygulaması adı altında kimlik sorulması, kimlik bilgilerinin kaydedilmesi, kimlik göstermeyenlerin engellenmesi güvenlik tedbiri bağlamında dahi kanunla izahtan varestedir.
Özel güvenliğe kanunen tanınmayan bu yetkinin kamu veya özel mülkiyete ait hizmet binalarında sıkça kullanılıyor olması özel hukuka atfen vazife çıkartmaktır. Aynı zamanda mülga 2495’e ait yönetmeliğin 30/d maddesindeki düzenlemenin genişletilmesi mevzubahistir.
Özel güvenlik hizmetlerinde kimlik sorma yetkisinin genişletilmesi aynı zamanda tutanak düzenlenmesi ile birlikte ne yazık ki özel güvenlik öğretisine ait ders kitaplarında da yerini almıştır.
5188 sayılı Kanuna ait yönetmeliğin 14 ncü maddesi, genel kolluk gözetim ve denetiminde yapılacak önleme amaçlı aramalar sırasında yakalanan kişiler ve el konulan eşyalar hakkında tutanak düzenlemesinden bahsetmektedir.
Bunun dışında özel güvenlik görevlisinin ceza ve dava ilişkisinin kurulması ve cezanın uygulanmasını kuvvetlendirmesi bakımından tutanak düzenleme mecburiyeti yoktur.
Zaten genel kolluk görevlilerinin olay yerinde tanzim edeceği tutanak, özel güvenliğin olaya el koymasını ve tanıklığını ortaya çıkarması bakımından yeterlidir.
Özel güvenlik temel eğitim kitaplarında; “tutanak düzenlenmesi” konusu Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinin 11 nci maddesinden alıntı yapılarak açıklandığından tutanaklara geçmek üzere kişilere kimlik sorulması, kişisel bilgilerin tutanağa yazılması ve ardından imzalatılması gerektiği vurgulanmaktadır.
Genel kolluk hizmetlerinde bugün bile tartışma konusu edilen kimlik sorma yetkisinin özel güvenlik görevlileri tarafından kanun dışına çıkılmadan kullanılması kişi dokunulmazlığı bakımından önemlidir.
Anayasamız ile güvence altına alınmış kişi hak ve hürriyetlerinin korunmasıyla yakinen alakadar her yetki gibi kimlik sorma konusunda da karşılaşılan ve yaşanan sorunların aşılması için önce yetki karmaşasının ortadan kaldırılması gerekir.
Bu bakımdan 5188 sayılı Kanunun 7 nci maddesinde açıklanan suç önleyici yetkiler görev zafiyeti yaratmadan daha net bir şekilde tekrar düzenlenmeli, özel güvenlik öğretisindeki yanlışlıkların ortadan kaldırılması için tek bir kaynak kitabın kullanılması sağlanmalıdır.
Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının Ulusal Tez Merkezi arşivinde bulunan ve yazarları tarafından çoğaltması ve yayımı için izin verilmiş olan sektörle ilgili tezler toplanıp çalışanların faydasına sunulmalıdır.
Alper UZUNGÜNGÖR
Özefe Güvenlik
Kurucu Müdür
Yönetici |